Baltamızı Yeterince Biliyor muyuz?

Zamanın birinde iki arkadaş ormanda odun kesme işiyle uğraşıyorlarmış. Sabahtan akşama kadar çalışan bu kişilerin arasında bir fark varmış.

Adamlardan biri gün boyunca durmak nedir bilmez, kesinlikle dinlenmezmiş. Su içmek ve yemek yemek haricinde bütün gün çalışır, hatta işe diğer arkadaşından erken başlar, geç bırakırmış.

Arkadaşı ise sık sık mola verir, durup dinlenir, sonra işine yeniden devam edermiş.

İki arkadaş bir hafta boyunca bu tempoyla işe devam etmişler. Haftanın sonunda her biri ayrı ayrı kestikleri ağaçları sayarak hesap etmiş. Bir de ne görsünler?

Çok mola veren adam, aralıksız çalışan arkadaşından çok daha fazla ağaç kesmiş…

Molasız çalışan adam bu işe hem sinirlenmiş, hem de inanamamış. Arkadaşına dönerek bunun nasıl olabileceğini sormuş.

“Ben bu işten bir şey anlamadım. Sen gün boyunca sürekli mola verdin, bense neredeyse aralık vermeden çalıştım ama sen benden daha çok ağaç kesmişsin. Bunun sırrı nedir?” demiş.

Arkadaşın bilge bir şekilde gülümsemiş, derin bir nefes alarak başlamış hayat dersi veren konuşmasına…

“Aslına bakarsan bunun bir sırrı falan yok. Sadece sen sürekli ağaç keserken kullandığın baltanın arada sırada bilenmesi gerektiğini unuttun. Ben her molamda baltamı bileyerek işe devam ettim. Benim baltam daha keskin olduğu için daha hızlı kestim. Yani senin kadar zaman harcamadım ama senden daha çok ağaç kesmiş oldum” demiş.

Bu kıssadan hisseyi insan hayatına uyarlamak gerekirse; bizim baltamız kendi gelişimimizdir. Yaptığımız her işte gelişime açık olmamız, o işte gün geçtikçe daha profesyonel hale gelmek mümkündür. Durup kendimize zaman ayırmak, eksik yönlerimizi tespit ederek iyileştirmek, zayıf yanlarımızın güçlenmesi için çaba harcamak daha kolay ve pratik bir yaşamın sırrıdır.

Sitemizdeki Su Gibi Ol Azizim! Başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir