Bir Bardak Su Değil, Göl Olman Gerekir!

Zamanın birinde yaşlı bir usta, çırağının sürekli olarak her şeyden şikayet etmesine bir çözüm bulmak, belki de çırağına bir ders vermek istedi.

Çırak yaşamındaki hiçbir şeyin kıymetini bilmiyor, hiçbir şeyden mutlu olmuyordu. Yine bir sabah şikayet ederek söylenirken; ustası ondan tuz alıp gelmesini istedi. Çırak, ustasının dediğini yaptı ve bir koşuda tuz alarak dükkana geri geldi.

Yaşlı usta çırağından bu kez bir bardak su almasını ve suyun içine bir avuç tuz atmasını istedi. Çırak bu isteği de yerine getirdi. Usta, mutsuz çırağına bardaktaki suyu içmesini söyledi. Çırak bunu hiç yapmak istemese de ustasını kırmadı ve suyu kafasına dikti. Tabii diker dikmez de suyu tükürmesi bir oldu. Tadı çok kötüydü.

Usta çırağını izledi ve hiç istifini bozmadan tuzlu suyun tadının nasıl olduğunu sordu. Çırak “çok acı” olduğunu söyledi. Yaşlı adam bilgelikle gülmeye başladı. Genç adam ise ustasının bu gülüşüne anlam veremiyordu.

Usta yavaşça ayağa kalktı ve çırağının kolundan tutarak biraz ilerideki gölün kıyısına götürdü. Bu defa da gölün suyuna bir avuç tuz atmasını istedi. Çırak kendisine söyleneni yaptı. Ustası şimdi de gölün suyundan içmesini istedi çıraktan…

Çırak buna da itiraz etmedi ve içti. Usta yeniden sordu:

“Tadı nasıl?”

“Ferahlatıcı!”

“Tuzun tadını aldın mı?”

“Hayır, almadım”

Bu diyalogdan sonra usta, çırağının yanına oturdu ve başladı anlatmaya…

“Hayattaki acılar tuz gibidir oğlum, ne çoktur, ne de azdır. Aslında acının miktarı hep aynıdır. Acı aslında neyin içine koyulduğu ile alakalıdır. Bir şeyle ilgili ruhunda acı hissettiğinde yapman gereken tek şey o acıyı veren şeye duyduğun hislerini genişletmektir. Bunun için de bir bardak su değil; kocaman bir göl olman gerekir…”

Etkileyici Bir Gelin Kaynana Hikayesi başlıklı yazımıza bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir